E-Ticaret Kanunu

E-Ticaret ve Fikri Haklar

22.3.2015
0Yorum
3000Okunma

E-ticaret hizmetlerinin sunumu esnasında Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında

E-ticaret hizmetlerinin sunumu esnasında Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında pek çok konu gündeme gelebilmektedir. Örneğin, e-ticaret hizmetlerinin sunulacağı internet sitelerinin eser niteliği taşıyabilecek kimi unsurları ve e-ticaret hizmetlerinin sunumuyla bağlantılı olarak kullanılan veri tabanları Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümleri kapsamında korunacaktır. Bu anlamda, fikri haklarla ilgili aşağıda yapılan açıklamalar e-ticaretle ilgili de önem arz etmektedir.E-ticaret hizmetlerinin sunumu esnasında Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında pek çok konu gündeme gelebilmektedir. Örneğin, e-ticaret hizmetlerinin sunulacağı internet sitelerinin eser niteliği taşıyabilecek kimi unsurları ve e-ticaret hizmetlerinin sunumuyla bağlantılı olarak kullanılan veri tabanları Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümleri kapsamında korunacaktır. Bu anlamda, fikri haklarla ilgili aşağıda yapılan açıklamalar e-ticaretle ilgili de önem arz etmektedir.
 
Fikri haklar, en geniş tanımıyla hem eser sahipleri ile bağlantılı hak sahiplerinin (icracı sanatçılar, müzik yapımcıları, film yapımcıları ve radyo - televizyon kuruluşları)haklarını hem de sınai hak (marka, patent, coğrafi işaret, endüstriyel tasarım gibi) sahiplerine tanınan hakları ifade etmektedir.
 
Ülkemizde, eser sahipleri ile bağlantılı hak sahiplerinin haklarını, hakların kullanım koşullarını, koruma yollarını belirleyen temel düzenleme 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunudur. Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda eserin tanımı Sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulleri olarak yapılmıştır.
 
Eserin;
- Sahibinin hususiyetini taşıması,
- Şekillenmiş olması,
- Kanunda sayılan eser türlerinden birine girmesi,
- Fikri bir çabanın sonucu olması gerekmektedir. Kanunumuzda dört adet eser türü belirlenmiş durumdadır.
 
Bunlar;
1) ilim ve edebiyat eserleri,
2) güzel sanat eserleri,
3) musiki eserler ve
4) sinema eserleridir.
 
Kanun, eserlerin yanı sıra işlenme ve derlemeler içinde koruma getirmektedir. Kanun işlenmeyi diğer bir eserden istifade suretiyle vücuda getirilip de bu esere nispetle müstakil olmayan fikir ve sanat mahsulleri olarak tanımlamış ve belli başlı işlenme türlerini ayrıca belirtmiştir. Kanunda tercümeler; roman, hikaye, şiir ve tiyatro piyesi gibi eserlerden birinin bu sayılan nevilerden bir başkasına çevrilmesi; musiki, güzel sanatlar, ilim ve edebiyat eserlerinin film haline sokulması veya filme alınmaya ve radyo ve televizyon ile yayıma müsait bir şekle sokulması; musiki aranjman ve tertipleri; güzel sanat eserlerinin bir şekilden diğer şekillere sokulması; bir bilgisayar programının uyarlanması, düzenlenmesi veya herhangi bir değişim yapılması gibi örnekler sayılmıştır ve bunların istifade edilen eserin sahibinin haklarına zarar getirmemesi ve işleyenin hususiyetini taşıması şartları ile eser sayılacakları belirtilmiştir.
 
Eser üzerinde hak sahibi olan kişi eserin sahibi olan yani onu meydana getiren kişidir. Ancak, bazen eseri tek bir kişi meydana getirmiyor olabilir. Bu durumda bakılması gereken ilk şey, meydana gelen eserin kısımlara ayrılıp ayrılamadığıdır. Eser kısımlara ayrılabiliyorsa, bu Durum da ayrılan kısmı meydana getiren kişi, bu kısmın sahibi sayılacaktır. Ancak, eser ayrılmaz bir bütünse, bu durumda eser sahibi, eseri meydana getirenlerin birliği olacaktır. Bu durumda eser üzerinden doğan hakları, kural olarak, eser sahiplerini bir araya getiren gerçek veya tüzel kişi kullanacaktır.

Yorumlar

DİĞER İÇERİKLER